2 Ocak 2008 Çarşamba

PKK silah bırakınca...

Türker Alkan, Radikal

PKK'nın liderleri kendi dokunulmazlıklarından o kadar emin olmalı ki, Türkiye'nin saldıracağı aylar öncesinden belli olduğu halde gerekli önlemleri yeteri kadar almamışlar.

Hem personeli, hem de malzemeleri başka yerlere taşımak için fazla bir gayret harcamadıkları anlaşılıyor.
ABD'nin, uzun vadeli çıkarları açısından, PKK ile Türkiye arasında bir seçim yapmaya zorlanırsa Türkiye'yi tercih etmesi beklenmeliydi, nitekim de öyle oldu. Bu, PKK açısından bir sürpriz olmamalıydı. Apo'nun paketlenip Türkiye'ye teslim edilmesinde de aynı şey yaşanmadı mı?

Fakat, bu gerçeği Barzani'nin kabul etmesi pek kolay olmayacağa benzer. Türkiye'deki Kürtlerle Irak Kürtlerini birleştiren bir 'Büyük Kürdistan'ın' lideri olma hayalinden vazgeçmek pek kolay değil anlaşılan. Fakat Türk-Amerikan işbirliğinden ve Türkiye'nin başarılı askeri harekâtından sonra Barzani'ye de gerçekleri kabul etmekten başka yapacak bir şey kalmayacaktır sanırım.

Asıl önemli olan PKK'nın durumu nasıl değerlendireceğidir. Türk uçaklarının saldırısı sonucunda kampları, karargâhları yerle bir olan ve ağır zayiat verdiği söylenen PKK'nın bundan sonra ne Irak'ta ne de
başka bir ülkede barınması mümkün gözüküyor. PKK ilk kez bu kadar ağır bir darbe yedi. Bundan sonra devam edecek askeri harekâtla bu darbenin şiddetinin de artması beklenmelidir.

Üstelik şu anda Türkiye'nin sergilediği askeri potansiyelle PKK'nın gelecekte de baş etmesi ihtimal dahilinde değil.
Bu durumda pek de uzak olmayan bir gelecekte PKK'nın daha fazla kayıp vermemek için silah bırakması, gizlenmeye çalışması da beklenebilecek bir gelişmedir. Silah bırakma geçici bir taktik karar olabileceği gibi, sürekli bir karar da olabilir.

Fakat, PKK'nın kararı ne olursa olsun, Türkiye 'Kürt sorunu' denen olgunun
üzerine gidip bu sorunu ekonomik, toplumsal, yönetsel, psikolojik boyutlarıyla çözmeye çalışmalıdır.
Sorun, sadece askeriyeye havale edilemeyecek kadar çok yönlüdür ve derindir.


Hele 'Askeri teknoloji sayesinde nasıl olsa üstünlük sağlıyoruz, şimdi ekonomik, toplumsal sorunlarla uğraşma zahmetine girmenin ne gereği var' türü bir savsaklama büyük hata olur.
Bu yaklaşım sadece tembellikten değil, daha çok eski alışkanlıklarımızı ve bakış açımızı değiştirememekten de kaynaklanmaktadır.

Geçmişte bu hatayı çok yaptık.
Aynı hatayı tekrarlamayalım derim.
Çok pahalıya mal oluyor.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=243259

Sigara bıraktırma iddiasındaki ürünün resmi adı 'böcek ilacı' 'e-sigara'da skandal

Betül Kotan, Radikal

Sağlık Bakanlığı elektronik sigaraların denetim yetkisini Sanayi Bakanlığı'ndan istedi ancak sonuç alamadı. Ürün 'böcek ilacı' lisansıyla satılıyor. Sağlık Bakanlığı, bu kez ürünün yasaklanmasını istedi.

ANKARA - Sağlık Bakanlığı, 'elektronik sigara' furyasına el koydu. Bakanlık, 'yüksek dozda nikotin alımı nedeniyle bağımlılık riskini artırdığını' belirterek Sanayi Bakanlığı'ndan elektronik sigaraları yasaklamasını ve reklamları durdurmasını istedi.
Peki bu konu neden Sanayi Bakanlığı'nı ilgilendiriyor? Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Turan Buzgan, elektronik sigaraların 'nikotin içerdiği için' Türkiye'ye 'böcek ilacı maddesi' olarak girdiğini bu nedenle Sanayi Bakanlığı'nın kontrolünde bulunduğunu belirterek "Halbuki insan sağlığıyla ilgili ürünlerde Sağlık Bakanlığı söz sahibi olmalıdır" uyarısını yaptı! Elektronik sigara, 'yeni düzenlemenin ardından' satılabilecek.
Türkiye, elektronik sigarayla 1.5 yıl önce tanıştı. En etkili reklamla, yani ağızdan ağıza tavsiyeyle yayıldı. Eczanelerde boy göstermesi, güvenilirliği artırdı. İnternet pazarlaması satışı patlattı. 200-500 YTL'ye kıyıp birer e-sigara edinenler, kartuşu bittikçe de 30-40 YTL para ödedi. Şimdi e-sigaranın Türkiye'ye böcek ilacı olarak girdiği anlaşıldı.
Buzgan, "Elektronik sigaraların sigarayla mücadele çerçevesinde bir ilaç ya da araç hükmünde ise Sağlık Bakanlığı'nın kontrolü dahilinde ülkeye girmesi gerekiyor. Oysa bu ürünlere bildirim yapılırken sadece 'böcek
ilacı maddesi' açıklaması yapılmış" dedi.

'Yasak değil yeni düzenleme'
Buzgan "Elektronik sigaraların, Sağlık Bakanlığı'nın kontrolünde, kabul edilebilir bir içeriğinin olması, ülke içinde periyodik analizlerinin yapılması ve tüketicilerin bilgilendirilmesi amacıyla yeni bir düzenleme yapılacak. Yoksa bu ürünlerin tamamen ülkeye girişinin yasaklanması tarzında bir uygulama olmayacak. Önümüzdeki günlerde netleşecek" açıklamasında bulundu. Buzgan, şunları söyledi: "İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğü, sağlığa faydası olacak ürünler arasında yer alıyorsa nikotin içeriği açısından Sağlık Bakanlığı'nın kontrolü altında olması gerektiğini belirtmişti. Bu ürün İngiltere gibi başka ülkelerde reçeteye yazılmak suretiyle alınabiliyor. Ama elbette içindeki nikotin miktarının kabul edilebilir olduğunun ispatlanabilmesi gerekiyor. Yoksa yeni bir bağımlılık türü ortaya çıkar. Bunun kontrolü de zor."
İlaç Eczacılık Genel Müdürü Mahmut Tokaç ise elektronik sigara reklamlarında "Tamamen zararsızdır" denilmesini eleştirdi:
"İçeriğinde katran olmadığı için kanser yapmıyor belki ama bulundurduğu nikotin nedeniyle kalp-damar rahatsızlıklarından hipertansiyon ataklarına bir yığın etkisi var. Nikotin, hamilelerde düşük riskini artırıyor, erken doğumlara neden oluyor, sinir sistemi üzerine etkileri var. Ayrıca sigaranın bağımlılık yapmasının nedeni içeriğindeki nikotindir. Elektronik sigara da aynı şekilde nikotin içeriyor. Çocukları özendiriyor."
Tokaç, daha önce İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğü Güvenlik Kurulu'nun, elektronik sigaraların mutlaka Sağlık Bakanlığı'nın izniyle ruhsat alması gerektiği konusunda Sanayi Bakanlığı'nı uyardığını dile getirdi.
Bakanlık yetkilileri de şöyle dedi: "Ürün piyasaya çıktıktan sonra etkilerini araştırmaya başlamıştık. Kurullarımız somut olarak zararlarını tespit etmeden harekete geçmek istemedik. İki ayrı kurulun da aynı yönde karar vermesi üzerine Sanayi Bakanlığı'na bu kez elektronik sigaranın 'yasaklanması' yönünde ikinci kez uyarı yapmaya karar verdik."

Çağlayan: İnceliyoruz
Sanayi ve Ticaret Bakanı Zafer Çağlayan ise dün şu açıklamayı yaptı: "Tüketicilerin ilan ve reklam yoluyla yanıltılması iddiaları üzerine Reklam Kurulu'nca bir ay önce açılan soruşturma devam etmektedir. Reklam Kurulu'nun 15 Ocak'ta yapılacak toplantısında karar verilecektir. Diğer yandan, bakanlığımızın piyasa gözetim ve denetim yetkisi çerçevesinde ürün incelenmektedir. Ürünün elektrik ve şarj aksamıyla ilgili olarak ithalatçı firmaların CE deklarasyonunu yapıp yapmadıkları, ürünlerin sertifikasyonunun prosedüre uygunluğu değerlendirilmektedir. Bu prosedürde bir eksiklik saptanması durumunda ürünün piyasadan toplatılmasına karar verilebilecektir."



Ruyan: Bizle değil taklitlerimizle ilgili olmalı
Elektronik sigaraya yasak isteği üzerine Hong Kong merkezli Ruyan firmasının Türkiye temsilcisi jet bir açıklama yayımladı. Ruyan'ın 'elektronik sigaranın mucidi, patent sahibi ve tek yetkili satıcısı' olduğunu vurgulayan Selahattin Aygüler'e göre yasak, 'sigarayı bıraktırmada yüzde 77.7 başarılı Ruyan'la ilgili değil, kendilerinin de aylardır şikâyet ettiği taklit ürünlere yönelik olmalı. Aygüler açıklamasında özetle şöyle dedi: "Böyle bir karar bize tebliğ edilmedi. Sanırım bu karar taklitler için alınmış bir karar. Bir eksik bilgilendirme söz konusu olmuş olabilir. Elektronik sigara Dünya Sağlık Örgütü'nün onayladığı nikotini yerine koyma tedavisinden yola çıkılarak yapılmıştır. 'Kartuşlarda doz ayarlaması var fakat tam bir doz ayarlamasının yapılabilmesi mümkün değil' denilmiş. Burada da tamamen sahte sigaralardan yola çıkılmış. Ruyan'da nikotin kilitleme sistemi mevcuttur. Üst üste 16 nefes çektiğinizde elektronik sigara size zarar vermemek için kendini kilitler. Ruyan'ın kartuşları Türkiye'nin saygın üniversitelerinden Anadolu Üniversitesi'nde testlere tabi tutulmuş ve onay almıştır. Türkiye'ye elektronik sigara kartuşu fabrikası kuruyoruz. Türkiye'ye 100 milyon dolar kazandıracak bir yatırım bu. Sağlık kurallarını çok sıkı denetleyen İtalya, Danimarka, Hollanda, Belçika, Almanya gibi ülkeler dahi bu yöntemi kabul ettiler, bizden Ruyan alıp satmak istediklerini belirttiler."

Sigara bıraktırma iddiasındaki ürünün resmi adı 'böcek ilacı'
'e-sigara'da skandal

İlgili Haberler

Elektronik sigara yasaklandı Hürriyet

Sigarayı içen de içtiren de yanacak

Sigarayı içen de içtiren de yanacak

Lokanta, bar, hastane, cami, okul bahçesi, vapur, stat gibi yerlerde sigara içmek yasaklanıyor. Yasak alanlarda sigara içene 50 YTL, sigara içilmesine izin veren işyeri sahibine ise 5 bin YTL'ye kadar ceza verilecek..

Sigaraya karşı yasa teklifinin yeni yılın ilk günlerinde Meclis'te yasalaşması bekleniyor. Bu yasayla Türkiye barlarda da sigarayı yasaklayan çağdaş Avrupa ülkeleri arasına girecek. Yasa yürürlüğe girdikten sonra 6 ay içinde lokanta, bar, otel, gece kulübü gibi eğlence yerleri, salonlarında, sigara içenler için ayrı bölüm hazırlamak zorunda, görünür biçimde "sigara içmek yasaktır" levhaları asacak. Başta zabıtalar görevli kamu memurları gerekli cezayı vermiyorsa disiplin cezasına çarptırılacak. Yasanın getirdiği yenilikler şöyle:

STADYUMDAN ATILACAK: Hastane, özel sağlık kuruluşu, eğitim-öğretim kurumları, kültür, spor hizmeti veren açık kapalı yerlerde sigara içilemeyecek. Yani statlarda ve Aspendos gibi açık tiyatrolarda da sigara içilemeyecek.
ŞOFÖRLER DE İÇEMEYECEK: Kamu hizmeti veren ulaşım araçları, taksiler, toplu taşım araçları ile bunların bekleme salonlarında da sigara yasak.
KAHVEDE SİGARA YASAĞI: Fuar, alışveriş merkezi, düğün, kongre, toplantı, konferans salonu, kafeler, internet cafeler, atari, bilardo salonları ile resmi ve özel kurumların her türlü kapalı ve açık alanlarında sigara içilemeyecek.
CAMİ AVLUSU: İbadethane ve çocuklara yönelik eğitim tesislerinin açık ve kapalı alanları da yasak kapsamına alındı.
SİGARA ODALARI: Kapalı yerlerde sigara alışkanlığı olanlar için iyi havalandırılan yerler hazırlanacak.
REKLAM YOK: Sıkı reklam yasağı uygulanacak. Sigara dağıtım araçlarının üstünde firmanın amblemi bile kullanılamayacak.
ROL GEREĞİ DE YASAK: Diziler dahil tüm televizyon programlarında rol gereği de olsa sigara kullanılamayacak.
VİTRİNDE SERGİLENEMEYECEK: 18 yaşından küçüklere sigara satılmayacak. Marketler, sigaraları dışarıdan görünmeyecek şekilde düzenlenecek dolaplarda satışa sunacak.
ÜNİFORMA İLE İÇİLMEYECEK: Özel ve resmi kolluk kuvvetleri, belediye zabıtaları veya TSK personeli, üniformalarıyla halka açık yerlerde sigara içemeyecek.


İŞTE CEZALAR
Yasak yerlerde sigara içmeye izin verenler önce uyarılacak eğer hâlâ önlem almamışlarsa 500 ila 5 bin YTL arasında para cezasına çarptırılacak. Okul, dershane, tiyatro, spor salanlarında sigara satanlara 1000 YTL ceza verilecek. Sokaklarda tane ile satanlar 250 YTL ödeyecek. Reklam, dağıtım ve satış yasaklarına uymayan firmalar 50 bin ile 250 bin YTL arasında ceza ödeyecek. Valilik, kaymakamlık, belediyeler, RTÜK ve Tütün Piyasası Kurulu cezaları vermekle görevlendirilecek. Kamu kurumları vapur, belediye, okul vb. yerlerde cezadan kimlerin görevli olduğunu saptayacak.

İlgili haberler, Sabah

Elektronik sigaraya yasak

Cezalar yeterince caydırıcı mı?

Dünyada sigara yasağı

Türkiye'de sigara içen sayısı 25 milyon

Sigarayı 7 günde bıraktıran mucize formül ''TEK UMUT''

Elektronik sigara yasaklandı

Türkiye rahiplerini korumalı

Zülfü Livaneli, Gazete Vatan

19. yüzyılda doğan “ulus” kavramından sonra işler iyice karıştığı ve özellikle bazı çocukların gözünde, ulus, din, ırk kavramları birbirine girdiği için, sık sık facialarla karşılaşıyoruz.

Rahip Andrea Santoro’dan Malatya katliamına, İzmir’de bir rahibin bıçaklanmasından yeni suikast girişimine uzanan kanlı zincir, ülkenin boynuna, lanetli bir gerdanlık gibi asılmak üzere.
Çünkü bu işe kalkışan gençleri birer prototip gibi incelediğimiz zaman karşımıza çok ürkütücü bir tablo çıkmakta.
Planladığı suikastı gerçekleştiremeden yakalanan genç “rahip vurarak meşhur olmak istediği”ni söylüyor.

Aynı sözü İzmir’deki saldırganın ağzından da duyduk.
Şu anda birçok gencin içinde, böyle ucuz bir “kahramanlık” hayalinin yattığını tahmin etmek zor olmasa gerek.
Ortada bir örgüt, bir gizli teşkilat yok ama bunun yerine daha tehlikeli bir “ortam” var.

Çeşitli yayınlarla beyni yıkanan, rahip öldürmenin milliyetçilik olduğu öğretilen bir ortam; insanoğlunun en aşağılık suçu olan “öldürme”nin yüceltildiği bir ahlak yapısı.
Bazı televizyon dizilerinin bu tavrı özendirdiği ise çok açık.
Ben bunlardan birinin finalini seyrettim ve doğrusu dehşete düştüm.
Çünkü birçok cinayet işlemiş genç insanlar, hakime bu cinayetleri övünerek, kahramanlık taslayarak anlatıyordu ve hakim de yapılanları “millete hizmet” olarak görüp hepsini beraat ettiriyordu.
Böyle beyin yıkanmazsa nasıl yıkanır.

***

Bakın başka dine mensup birçok ülkede binlerce imam yaşıyor.
Siz hiç Fransa’da arka arkaya imam öldürdüğünü, ya da meşhur olmak isteyen Alman, İtalyan gençlerinin imam avına çıktığını gördünüz mü?

Ayrıca bu gençler, rahip öldürmenin sevap olduğuna inanıyorlarsa, Fatih Sultan Mehmet’e ne diyecekler?
İstanbul’u fethettiğinin ertesi günü, yeni seçilmiş olan patriğe hilat giydirip avluda atının üzengisini tutarak, binmesine yardım eden Fatih’i.

Yoksa Fatih bu gençlerin kafasına göre “kahraman” değil mi?
Vatan sevgisinden şüphe mi duymak gerekecek koskoca padişahın.

***

Rahip Santoro, Hrant Dink, Malatya katliamı, İzmir’deki öldürme girişimi, şu anda belki de onlarca gencin yüreğini yakıp tutuşturan ünlü olma ihtirası.

Bunlar çok tehlikeli şeyler.

Devlet bu ülkede başka dine mensup olanların da canından, malından, ırzından sorumludur.

Bu yüzden derim ki; vakit geçirilmeden rahipler polis tarafından koruma altına alınmalı, beyni yıkanmış gençlerin gerçekleri görmesine yarayacak programlar, eğitim faaliyetleri düzenlenmeli ve medya da neyin yanlış neyin doğru olduğunu öğretecek tarzda yayın yapmalı.


Osmanlı yüzyıllarının bir arada yaşama kültüründen sonra, adımızı “katil ülke”ye çıkarmak istemiyorsak, bu önlemleri bir an önce almalıyız.

http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=02.01.2008&Newsid=154717&Categoryid=4&wid=5

1 Ocak 2008 Salı

Babalar gibi satışlara yağmur gibi davalar

Yalçın Doğan, Hürriyet

7.400, evet yedi bin dört yüz dava. 30 milyar dolarlık özelleştirmeye 7.400 dava açılıyor.
Bu yirmi yıllık özelleştirmenin hukuk bilançosu. Yirmi yılda 30 milyar dolarlık özelleştirme yapılıyor ve buna karşı 7.400 dava açılıyorsa, özelleştirmelerde hukuk artık guguk oluyor. Başka anlamı yok.
Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın ünlü sözü herkesin kulağında. "Babalar gibi satarım". Özelleştirmeler eleştirildiği zaman, bakanın bu eleştirilere karşı verdiği yanıt bu.
Babalar gibi satarım, ne demek. İstediğim gibi satarım, kimseyi takmam, bana kimse karışamaz, demek. Karışan bir kurum var. Yargı.


İSMMMO DOSYASI
Ben özelleştirmelere karşı değilim. Ekonomiyi yıllarca sırtında taşıyan KİT’ler hızla kural dışına kayıyor. Onların işlevi değişiyor:
1-Devlet eliyle fert zengin etmek.
2-Verimsiz işletme nedeniyle, enflasyona kaynaklık etmek.
Bunların verimli hale getirilmesi, ekonomiye yük olmaktan kurtarılması gerek. Bunun için özelleştirme kaçınılmaz. Ama, hukuk ve ekonomi kuralları çerçevesi içinde. Bir yandan rekabete dayalı, açık ihaleler, öte yandan orada çalışanların haklarının güvence altına alınması. Özelleştirme sonrasında verimli işletmelere dönüşmesi.
Bu amaçlar kağıt üstünde kalıyor. Pratik çok farklı.
Geçenlerde İstanbul Serbest Muhasebeciler Mali Müşavirler Odası’nın (İSMMMO) yayınladığı "Özelleştirme Dosyası", babalar gibi satmanın, hukuki sonuçlarını yayınlıyor.
İncelenen dönem yirmi yılı kapsıyor. Ama, son yıllardaki çarpıklık çok daha belirgin.

BU BİR SKANDAL
Açılan 7.400 dava Türkiye’nin aynası. Şu gerekçelerle açılıyor:
Görevi ihmal, görevi kötüye kullanma, kamu kaynaklarına zarar verme, arsa spekülasyonu, rant yaratma, tekel ve kartel oluşturma, haksız rekabet ortamı yaratma, vergi kaybı.
Bu lafların Türkçesi, bu özelleştirmelerde, bir bit yeniği var, demek. Kendi keyfine göre peşkeş çekmek, o kurumu gözüne kestirdiğine vermek, gibi.
Dünyanın her yerinde özelleştirme var. Ancak, hiçbir ülkede, bu kadar çok dava açılmıyor.
7.400 dava demek, hemen her özelleştirmenin mahkemelik olması demek.

Benzer örnekte bir başka ülke var mı? Bu bir skandal.

Açılan 7.400 davanın dört bini sürüyor. Sonuçlananların önemli çoğunluğu, hukuk diliyle, idare aleyhine. Yani, olmadı baştan.
Dosyayı hazırlayan İSMMMO yetkililerine, lehte ve aleyhte sonuçlanan dosya sayısını soruyorum, "onun üzerinde henüz çalıştıklarını" söylüyorlar.
2008 yılında öngörülen büyük özelleştirmeler var.
Halk Bankası, Karadeniz Bakır İşletmeleri, SEKA, Türkiye Demir Çelik İşletmeleri, Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş., Tekel, Türkiye Denizcilik İşletmeleri bunların bazıları.
Hepsi de yağlı kuruluş. Siz şimdi seyredin gümbürtüyü.

Yeni yıla onlar nasıl girdi

12 milyon 930 bin kişi. Nüfusa oranı yüzde 17.81.
Türkiye İstatistik Kurumu çalışmasına göre, Türkiye’de 12 milyon 930 bin kişi yoksulluk sınırı altında. Türkiye’de yaşayan her 5.4 kişiden biri yoksul.
Ne demek yoksulluk? İnsanın temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olması. Açlık sınırının bir üstü. Açlık, gıda harcamasının insana yetmemesi, açlıktan ölmesi. Yoksulluk, gıda ve gıda dışı harcamaların yetmemesi.
Dünyanın 17. büyük ekonomisi diye övünülen, her yıl şu kadar büyüyoruz, diye yere göğe konamayan Türkiye’de her beş kişiden biri yoksulluk sınırında. Bu genel bir rakam.
Kırsal kesimde durum daha vahim. Kentlerde yoksulluk oranı yüzde 9.31 iken, kırsal kesimde yüzde 31.98. Yani, kırsalda her üç kişiden biri yoksul.
Onlar acaba yeni yıla nasıl girdi?

Babalar gibi satışlara yağmur gibi davalar - Yalçın DOĞAN - Hürriyet

Sigarayı 7 günde bıraktıran mucize formül ''TEK UMUT''

Sigara içme isteğini yok eden ''Tek Umut'' isimli baharat karışımı sadece Konya'da 3 bin tiryakiye sigarayı bıraktırdı.

Dünya Sigarayı Bıraktırma Günü dolayısıyla bir açıklama yapan üretici firma yetkilisi Abdülkadir Dikici, ürünlerini şimdiye kadar kullanan kişilerin sigarayı bıraktığını söyledi. Doğal bitkilerden hazırlanan baharat karışımının sigara tiryakilerine sigarayı tiksindirdiğini
akratan Dikici, yedi günde sigarayı bıraktırma garantisi verdiklerini söyledi. Baharat karışımını alan kişilerin sigara isteği geldikçe bu karışımdan çeyrek çay kaşığı aldığını aktaran Dikici,sigaradan tiksinme hissi veren bu ilaç sayesinde tiryakilerin bir haftada sigarayı bıraktıklarını belirtti.

Çeşitlik baharatların karışımından oluşan bitkisel karışım sayesinde binlerce kişinin sigarayı bırakmasından memnuniyet duyduklarını anlatan Dikici, sigarayı ''felaket'' olarak niteledi. Dikici, Türkiye'de 10 yıl süreyle sigara içen her 100 kişiden 7'sinin kansere yakalandığını, akciğer kanserine yakalananların yüzde %75'inin de en çok iki yıl sonra hayatını kaybettiğini belirtti.

Sigara dumanında 4 binden fazla zararlı madde tespit edildiğini ifade eden Dikici, ''Hücrelerin çoğalma ve gelişmesini yönlendiren genetik bilgilerde oluşan hataların önemli bir bölümü, hücrenin kontrolünü kaybetmesine yol amakta. Canlı kalan, kontrolsüz gelişen ve çoğalan hücreler de kansere yol açmakta. İnsan vücudundaki mükemmel genetik molekül organizasyonu, sigara dumanındaki maddeler tarafından bombardımana tutulmakta ve hasara uğramakta. ''İnsanın kendi eliyle kendisine zarar vermesi korkunç'' dedi.

Kaynak: Zaman Gazetesi

UMUT GRUP http://www.umutgrup.com ''TEK UMUT''

Emekli binbaşı, bitkisel ilaçla 7 günde sigarayı bıraktırıyor.

Elektronik sigara yasaklandı

Sağlık Bakanlığı, nikotin içeren elektronik sigara ve kartuşların, “bağımlılık yapma riskinin fazla olması ve sigarayı bıraktırıcı çalışmaları engelleyebileceği” gerekçesiyle yasaklanmasına karar verildiğini bildirdi.

Sağlık Bakanlığından yapılan yazılı açıklamada, şöyle denildi:

“Nikotin içeren elektronik sigara ve kartuşların, alım yolu ve dozu dikkate alındığında, yüksek dozda nikotin alınma, dolayısıyla bağımlılık yapma riskinin fazla ve sigarayı bıraktırıcı çalışmaları engelleyici olması nedeniyle Sağlık Bakanlığı İlaç ve Eczacılık Genel Müdürlüğü Beşeri Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Danışma Komisyonunca yasaklanmasına karar verilmiştir.”

http://www.hurriyet.com.tr/saglik/7950185.asp?gid=180&sz=13062

Sigara bıraktırma iddiasındaki ürünün resmi adı 'böcek ilacı' 'e-sigara'da skandal Radikal