4 Ocak 2008 Cuma

Sokağa izmarit atan bile ceza ödeyecek

Radikal

Sigarayı hayatın her alanından uzaklaştıran düzenlemeler Meclis'te yasalaştı Yasağı delen 50, paketini veya izmaritini sokağa atan 20 YTL ceza ödeyecek.

Her yerde yasak var
Meclis, sigarayla mücadelede devrim gibi bir yasaya imza attı. Yasak çok kapsamlı: Hastane, okul, dershane, sergi salonu, işyeri, stadyum, kahvehane, lokanta, bar, alışveriş merkezi, taksi, tren... Eğitim, spor ve sağlık tesislerinin bahçelerinde de yasak var.

Görevi ihmal davası
Barlar, kahveler ve lokantalarda özel bölüm bile olmayacak. Bazı cezalarsa şöyle: Sokağa izmarit ya da paket atana 20 YTL, yasak yerde içene 50 YTL, yasakları uygulama sorumluluğunu yerine getirmeyen memura görevi suiistimal veya ihmal davası...

Seçim sonrasına
Eğlence yerleriyle ilgili bazı milletvekillerinin itirazları ve sigara firmalarının son dakika lobi faaliyetleri Sağlık Bakanı Akdağ'a çarptı. Ancak bu mekânlar için 18 ay, yani yerel seçim sonrasına kadar süre tanındı. Diğer yasaklar ise dört ay sonra başlıyor.

Haberin tamamı: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=243476

Sigaranın dumanı, İsmet Berkan, Radikal
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=243442

Sigaranın yasak olduğu Sicilya’da yaşadıklarım!

Mehmet Tezkan, Gazete Vatan

Yeni yıl tatili için gittiğim Sicilya’dan döner dönmez kendimi sigara tartışmasının ortasında buldum..
Biliyorsunuz..
Artık bizde de iş yerinde, barda, meyhanede, lokantada, kahvede sigara içmek yasak..
Geriye neresi kalıyor?
Sokaklar..
Gaddarca bir karar mı? Hayır değil..
Sigara üzerine uzun uzun ukalalık etmeyeceğim.. Sadece Sicilya’da gördüklerimi, yaşadıklarımı aktaracağım..
Sıcağı sıcağına..
İtalya sigara yasağını en sert uygulayan ülkelerden biri.. Uçağa binerken Roma’ya, Milano’ya değil Sicilya’ya gidiyorum diye düşündüm.. Mafyanın memleketine.. Ayrı parlamentosu, ayrı başkenti olan özerk bölgeye..
Bir yolunu bulmuşlardır herhalde.. Beşli paket Cohiba purosu aldım..
Güzel bir şarapla..
İyi bir konyakla içerim.. Tadını çıkartırım diye..

Sonuç şu: Bir tekini bile içemeden İstanbul’a geri döndüm..
Otelden başlayayım.. Alışkanlık ya, sigara içilen oda istedim.. Resepsiyon görevlisi ters ters baktı.. Burada dedi, kapalı hiçbir alanda sigara içilmez..
Peki, ne yapalım!
Akşam yemeğe çıktık.. Tipik bir Sicilya lokantası.. Mezeler, yemekler harika.. Sicilya şarapları orta karar.. İçimi güzel.. Bütün masalar dolu ama bir Allah’ın kulu sigara içmiyor.. Herkes şarabını yudumluyor.. Lokantanın kapısına ayaklı küllük koymuşlar.. Kafası dumanlanan, sinirleri gerilen, nikotin krizine giren çıksın dışarda içsin diye..
Masaları gözlüyorum.. Çıkıp içen var mı diye?
Yok..
Yemeğin sonuna doğru ben çıktım.. Buz gibi hava.. Kapının önünde bir sigara yaktım.. İlk nefesten sonra utandım, söndürdüm..
Yemekten sonra bir bara uğradım.. Aynı.. Gündüz cafe’de oturdum, aynı..
Sigara yok..

Otelde sabah kahvaltıya giderken sigara alanı yazılı bir ok işareti gördüm.. Oku takip ettim, kapıyı açtım, otelin terasına çıktım..
Şakır şakır yağmur, iç içebilirsen..
Peki Sicilyalılar hiç sigara içmiyor mu?
İçiyorlar.. Bazı cafe’ler, küçük lokantalar özellikle barlar yöntemini bulmuş..
Uygun yeri olanlar barın önüne tepeden ısıtmalı elektrik sobası koymuş.. Tiryakiler sobanın altında içkisini yudumlarken sigarasını da tüttürüyor..
Ama inanın, hiç zevki yok.. Elektrik sobasının altında tıkış tıkış..
İçme daha iyi..
Ben de böyle yaptım..

Sigara tiryakileri bizde de aynısı oluyor diye paniklemesin.. Bu kadarı da fazla demesin.. Her şeyden önce tertemiz havası olan bir mekânda yemek yiyorsunuz.. Dahası da var..
Yemekten de şaraptan da ayrı bir zevk alıyorsunuz.. Çünkü içtiğinize de yediğinize de nikotinin o acı tadı bulaşmıyor..
Damak tadı geri geliyor..
Peki İtalya gibi sigaranın, puronun bizden daha fazla tüketildiği ülke bu sorunu nasıl halletmiş?
Sert önlemler alarak..
Ağır para cezaları getirerek..
Sadece yasa çıkarmakla olmuyor.. Uygulanmasını çok sıkı denetlemek gerekiyor..

Bizde yasa çıktı sayılır.. Yürürlüğe girdiği andan itibaren tavizsiz uygulanmalı.. Geçiş dönemi falan işi gevşetir.. Bunun için en büyük görev lokanta, bar ve kahvehane sahiplerine düşüyor..
Bir de belediye zabıtalarına..
Hemen sigarayla mücadele timleri oluşturmalılar.. Göz yuman işletmeler cezalandırılmalı.. Israrla içmeye devam edenler de..
Tabii özel iş yerleri yasanın yürürlüğe girdiği gün kapılarına burada sigara içilmez yazısını yapıştırmalı..
Mücadele ancak böyle başarılı olur..

Sicilya üzerinden sigara yazılarına devam edeceğim..
(Not: 20 yıl sigara son 6 yıldır da puro içen bir kişi olarak bu yasağı sonuna kadar destekliyorum.. Meclis’ten geçen en önemli yasa.. Devrim niteliğinde.)

GAZETEVATAN.COM

 

İlgili Haberler

Sigara yasağı kâğıt üzerinde kalmamalı

Sigarayı içen de içtiren de yanacak

Sigarayı 7 günde bıraktıran mucize formül ''TEK UMUT'

Terör

Zülfü Livaneli, Gazete Vatan

Dün birçok arkadaşım isyan dolu telefonlar açtı. Gazetelerde okudukları vahşetten yakındılar.
Birisi dedi ki “içimden hemen şu dakika sakin bir yere kaçmak geliyor!”

Başka bir arkadaşım; “Yahu biz nerede yaşıyoruz!” diyerek, bu ülkeyi artık tanıyamadığını söyledi.
Bence bu tepkiler sonuna kadar haklı. Terörle çevrili olarak yaşıyoruz, daha doğrusu yaşamaya çalışıyoruz.
Yetkililer sadece siyasi teröre dikkat çekiyor ama yılbaşı gecesi yaşananlar terör değil mi?
Taksim’de tecavüze uğrayan dehşet içinde yabancı kızlar, yılbaşı partisinde arkadaşını öldürüp penisini kesen adam, sarhoş minibüs sürücüsünün katlettiği pırıl pırıl genç kızlar... Sayın sayabildiğiniz kadar.

Gazeteler “maganda” deyip geçiyor ama bu deyimde olayı hafifletme tonu var.
Sanki düzgün bir toplumda birkaç kendini bilmez “maganda” çıkmış da bunları onlar yapıyormuş gibi.
Ama artık aynayı yüzümüz tutma vakti geldi de geçiyor bile.
Bu ülkede her an cinayet işlemeye, ırza geçmeye hazır potansiyel katil, sapık sayısı “maganda” tabiriyle geçiştirilemeyecek kadar arttı.
Çok can yakıyorlar çok...
Zaman zaman bu toplumun sessiz kurbanları ve onların acı çeken yakınları aklıma geliyor ve yüreğim yanıyor.
Mesela annesiyle birlikte ormana kaçırılan ve yine onun gözleri önünde ırzına geçilerek öldürülen genç öğretmen.
Hani katilleri Rahşan affıyla serbest bırakılmıştı.
O anne acaba hâlâ yaşıyor mu, kızının fotoğraflarına bakabiliyor mu?
Bu yürek paralayıcı acıyla başa çıkabiliyor mu?

Telle boğularak öldürülen genç flüt sanatçısı, Maltepe’de hunharca öldürülen genç kızlar, sokaklarda vurulanlar, maçlarda bıçaklananlar, hız meraklısı şımarık gençlerin parçaladığı insanlar, toplu olarak ırzına geçilen 13 yaşındaki çocuklar, tinercilerin öldürdüğü komando yüzbaşı, arabayla birlikte yakılanlar, başı satırla koparılanlar, topuzla ezilenler, erkek arkadaşıyla birlikte anne babasını öldüren genç kızlar...
Bu terör değil mi?
İnanın bana bu toplum soluk alamaz hale geliyor.
İçinde yaşadığımız kültür, durmadan suçlu üretiyor.
“Bana ne” demeyin, bu olay her an sizin ya da bir yakınınızın başına gelebilir.
Çünkü toplu çıldırmaya doğru gidiyoruz.

Bu gidişin önünü polisiye tedbirlerle alamazsınız. Hem yasalar yetersiz hem de olay başa çıkılamayacak kadar büyük.
Tedavinin tek yolu ise, hep söylediğim gibi; kültür!
Sadece kültür!
Şiddet kültürünün yerine insancıl kültürü geliştirebildiğiniz an olayı çözersiniz.
Yoksa bu toplum zıvanadan çıkmaya devam edecek.

GAZETEVATAN.COM

3 Ocak 2008 Perşembe

PKK'nın yol açtığı ölümler 11 Eylül'dekilerin 13 katı

Amerikan basınında PKK sert dille eleştirildi.
Washington Times gazetesince yayınlanan bir makalede PKK'nın Türkiye'de 40 bin kişinin ölümüne yol açtığı, bunun ABD'deki 11 Eylül saldırılarında ölenlerin 13 katı olduğu belirtilen makalede, "Fransızlara göre, Paris'teki eroinin yüzde 80'ı, PKK tarafından sokuluyor" denildi.

Washington Times gazetesince yayınlanan Bruce Fein imzalı makalede PKK'nın hedefinin bölgesel özerklik değil, Türkiye, Suriye, Irak ve İran'daki topraklarında bağımsız bir Kürdistan olduğu kaydedilen makalede, "PKK, orada 40 bin ölümden sorumlu, yani ABD'deki 11 Eylül 2001'de ölenlerin 13 katı" yorumu yapıldı.
Türkiye'deki Kürtlerin eşit olduğu, Kürtlerin hükümet, yasama ve yargıda temsil edildiği, diğer Türk vatandaşlarının aynı özgürlüklerinden yararlandığı belirtilen makalede Güneydoğu'daki altyapıya 20 milyar dolara yakın kaynak aktarıldığı kaydedildi.
ABD'li gazetedeki makalede Türkiye'de PKK'ya "zeytin dalı"nı uzattığı görüşünü dile getirilirken "Saldırılara karışmayan PKK üyelerine af önerildi, ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 9 Aralık'ta affın kapsamını genişleten yasal düzenlemeleri önereceğini de açıkladı" diye yazıldı.

Türkiye'deki Kürtlerin de büyük bir çoğunlukla PKK'yı reddettikleri belirtilen makalede PKK'nın eylemlerini destek amacıyla uyuşturucu trafiğine başvurduğu kaydedilirken "Fransızlara göre, Paris'teki eroinin yüzde 80'ı, ülkeye PKK tarafından sokuluyor" denildi.

SABAH - PKK'nın yol açtığı ölümler 11 Eylül'dekilerin 13 katı

Eğitim Cart

Atılgan Bayar, KorsanHaber.com

Yarım akıllı, ortalama zekalı, Türk aydını için her fenalığın müsebbibi eğitim yetersizliğidir.
Eğitim ise her derde devadır.
Örneğin halkımız yobazlaşmaktadır. Çözümü eğitimdedir.
Trafik sorunu vardır. Çözümü eğitimdedir.
Bölücülük sorununun nedeni eğitimsizliktir.
Aile içi şiddetin sebebi de eğitimsizliktir.

Sonra İstanbul’daki arabaları yakan PKK’lı Neron’ların üniversite öğrencisi, hatta ÖSS birincisi olduğunu öğrenince apışıp kalırlar.
Çünkü onlar bölücü teröristlerin kandırılmış yoksul dağ köylüleri olduğuna iman etmişlerdir.

Laleli’de Pazar arayan Rus hayat kadınlarının doktor, mühendis, astronom olduğunu öğrendikleri zaman da ağızları bir karış açık kalır. Ortalama zekalı aydının gazeteci türü hemen başlığı atar ‘Nataşa dişçi çıktı.’ Allah allah! Bak sen şu işe...

Eğitim fetişistleri karısını döven hayvanın üniversitede profösör olduğunu öğrendiği zaman da apışıp kalır.
Hele hele üniversite öğrencilerinin, hatta akademisyenlerin niçin başını örttüğünü bir türlü anlayamaz.

Çünkü iman etmiştir ya bir kere:
Her derdin devası eğitim, her musibetin sebebi ise eğitimsizliktir.
Kurulmuş plak gibi tekrarlar, ‘eğitim şart,’ ‘eğitim şart... diye.
Oysa aldığı çok iyi tıp eğitimi Rus İvanka’yı ‘Nataşa’ olmaktan kurtaramıyor... Ya da, ÖSS birincisi olmak bir genci PKK militanı olmaktan muhafaza edemiyor....

Niye dersiniz?
Çünkü eğitimden önce gelmesi gereken başka faktörler var toplumda: Refah, adil gelir dağılımı, fırsat eşitliği, dar çevre despotizminin kırılması gibi...
Refahınolmadığı, gelirin adil dağılmadığı toplumlarda eğitim sadece cehaleti alıyor, gerisi baki kalıyor...
Memleket sathında mebzul miktarda iyi eğitimli telekız, iyi eğitimli terörist... Ve bütün bu olan biteni anlayamayan iyi eğitimli gazeteci yetişmesinin sebebi bu.

Hani eğitim her sorununu çözerdi? Arabamızı yakan ÖSS birincisi....
Hani eğitim her sorunu çözerdi? Nataşalar üniversite mezunu....
Demek ki, sadece basının değil, teröre ve diğer sosyal sorunlara karşı çözüm üretmeye çalışan bürokrasinin de başını ellerinin arasına alıp düşünmesinin vakti geldi.

Eğitim her sorunu çözmez!

Geliri eşit paylaştırmazsak, insanların motivasyonunda eğitimden başka inançların ve psikolojilerin ve ideolojilerin de etkisini göz ardı edersek, biz de bu veya başka eğitim sistemiyle mükemmel donanımlı telekızlar yetiştireceğiz demektir.
Terörle mücadele ederken, karşımızdakilerin yoksul kandırılmış dağ köylüleri olduğuna inanmaya devam edeceksek; ayrılıkçıların büyük kısmının çok iyi eğitimli, ideolojik perspektifler taşıyan eylemciler olduğunu idrak edemezsek nasıl bir mücadele planı yazacağız bilemiyorum....

Arabaları yakan ÖSS’li gence; seni kandırdılar, cahilsin, yoksulluk yüzünden evinden yuvandan kopardılar seni diyeceğiz de o da bize inanacak mı?
Kıs kıs gülecek, ‘Davut sen kendini avut, bölünmenin teorisini ben yazıyorum,’ diyecek...
Nerede bu konulara kafa yorması gereken MGK’nın Toplumla İlişkiler Başkanlığı?
Sakın iyi eğitimli birileri tarafından gereksiz görülüp kapatılmış olmasın...

Korsan Haber

Kızılderililer, toprak talebinde bulundu

Atalarının 150 yıl önce ABD ile imzaladığı anlaşmaları feshettiklerini açıklayan Lakota kabilesi (Siyular), ABD hükümetinden toprak talebinde bulundu.

WASHINGTON - Oturan Boğa ve Çılgın At gibi büyük kabile şeflerinin mensup olduğu Lakota kabilesinin temsilcisi Russel Means, AFP’ye Güney Dakota’dan telefonla yaptığı açıklamada, “ABD’den yaklaşık 24,3 milyon hektar toprağın mülkiyetini almak için talepte bulunduk” dedi.

Means, bu taleple, gelecekte bu topraklardan çıkarılmalarını, bölgedeki ormanların işletilmesini ve suyun kullanılmasını engellemek istediklerini söyledi.
ABD Dışişleri Bakanlığına 2 hafta önce gönderdikleri mesajda, Amerikan Federal Hükümetiyle bazıları 150 yıl kadar önce imzalanan anlaşmalardan tek taraflı olarak çekildiklerini ve bağımsızlık ilan ettiklerini açıkladıklarını hatırlatan Means, “mesajımızda, ABD Dışişleri Bakanlığının iyi niyetle hareket etmemesi halinde toprak talebinde bulunacağımızı belirtmiştik” dedi. Means, “şimdi harekete geçtik, çünkü 2 haftadır hükümetten hiç kimse bizimle temasa geçmedi. Başkanın tatilde olduğunu biliyorum, ama o hep tatilde zaten” dedi.

Siyu Kızılderililerinin torunları, 2 hafta önceki açıklamalarında, Amerikan vatandaşlığından çıkmaları halinde kendi topraklarında yaşayanlara pasaport ve ehliyet vereceklerini ifade etmişti.
Kabile yetkilileri, 150 yıl önce imzalanan anlaşmaları, “değersiz bir kağıt parçasındaki değersiz sözler” olarak niteliyor ve bu anlaşmaların kendi kültürlerini, geleneklerini ve topraklarını çalmak için defalarca ihlal edildiğini belirtiyor.

Kızılderililer, toprak talebinde bulundu  NTVMSNBC.com

İlgili Haber
Siyular 150 yıl sonra başkaldırdı

Sigara yasağı kâğıt üzerinde kalmamalı

Murat Yetkin, Radikal

Sigara yasağından işkence yasağına dek çıkardığımız kanunları uygulayamıyoruz.

Geçenlerde Ankara-Oran'da Panora adıyla büyük bir alışveriş merkezi açıldı.
Belki de Ankara özellikle doğal güzelliklerden fazla nasiplenmemiş bir
şehrimiz olduğundan Ankaralılar için yalnızca alışveriş değil, sosyal merkezlere, piyasa yerine dönüşen diğerleri gibi burası da akına uğradı.

Berlin'deki Alman parlamento binası Reichstag ile yine Berlin'deki Sony Center'i andıran gözalıcı mimarisi, geniş dükkânları, yiyecek içecek bölümleriyle Panora'nın çok ciddi iki problemi var. Birincisi, Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in yeni yollar açmasına bağlı olan trafik sıkışıklığı. İkincisi, daha önemli: Sigara. Panora yönetimi sigara yasağına uymuyor, tıpkı Armada, AnkaMall, Cepa ve diğerleri gibi. Dışarıdan birinci dünya ülkesine aitmiş gibi görünen binalara girdiğiniz anda, dumanaltı bir üçüncü dünya ülkesine de adım atmış oluyorsunuz.

Ankara'da sigara içmenin gerçekten yasak olduğu ve titizlikle uygulandığı tek lokanta, Gaziosmanpaşa'da Hint yemekleri yapan 'Spice'. Sahibi de Türk değil, o anda başka dolu masa yokken yemek sonrası sigara yakmak isteyen müşterisini hesabı almadan kapı dışarı edecek duruşa sahip bir Avustralyalı; Duncan Scudamore.
Panora'da 'Branca' adında kaliteli bir İtalyan-Fransız mutfağına sahip bir kafenin sahibi Enis Safi ise bunu yapamıyor. Çünkü birincisi, diğer lokantaların da buna uyması lazım. İkincisi, zaten lokantalar aynı açık mekânı paylaşıyor. Yani Enis Safi tek başına bir duruş sergileyip sigara içilmeyeceğini ilan etse de sigara içmeyen müşteriler, iki yandaki dumanlardan yine etkilenecek.
Dün Meclis'te tartışılan ve yalnız sigara değil, puro, pipo, nargile ve diğer tütün mamullerinin kullanım yasağını genişleten yasa, aslında Enis Safi'ye de, diğer bütün mekân sahiplerine de güzel bir gerekçe verecek.

Ama dün Meclis'te de bolca dile getirildi. Yasa şimdiye kadar yok değildi ki... Kapalı yerlerde sigara içmek yine yasaktı. Ama uygulanmıyordu. Çünkü, birincisi, uygulamak için gerekli siyasi irade zayıf kaldı, ikincisi de uygulayacak kişiler, zabıta görevlilerinden işyerindeki şube müdürüne dek, böyle bir kanunun uygulanması gerektiğine yeterince inanmamış, eğitilmemişlerdi.

Şimdiye kadar da lokantalarda sigara içmeyen bölümler ayrılması öneriliyordu. Ama, istisnalar bir yana, sigara içilmeyen masa istediğinizde ya tuvalet girişine yakın, ya da dip köşede diyelim en manzarasız masaya yönlendiriliyordunuz. İyi masalar sizi dumanaltı bırakanların hakkı. İşyerinizde, sigara içmeyen arkadaşlarınızın talebiyle sigara içme bölmesi hazırladığınızda, bu özgürlük ihlali olarak dahi suçlama konusu yapılabiliyor. Sanki sağlıklı yaşamak istemek bir hak değilmiş gibi...

Aynı örnek trafik konusunda da verilebilir.
Yeni yıl ile birlikte yeni trafik cezaları geldi.
Peki eskiden yok muydu? Eskiden hâkime, milletvekiline, mülki idare amirine uygulanamayan ceza, şimdi uygulanabilecek mi?
Türkiye İnsan Hakları Vakfı tarafından yayınlanan 2007 Raporu'nda,insan hakları alanında son birkaç yıldır kaydedilen görece ilerlemenin durduğuna, gerilemenin başladığına işaret ediliyordu. İşkence şikâyetlerinde ve diğer ihlallerde artışa dikkat çekiliyor. Peki Avrupa Birliği uyumu çerçevesinde ve 'Kopenhag kriteri olmazsa
Ankara kriteri ile devam ederiz' anlayışı çerçevesinde birçok yeni yasa çıkarmadı mı Meclis? İşkence ve kötü muamele yasak değil mi? Bunu uygulamak, bireysel sorumluluk getirmekle büyük ölçüde çözülebilecekken üstelik.

Evet, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye'de de, yasa değişikliği olmadan kafa değişikliği olmuyor. Ama bizde kafalar değişime dirençli. Olumsuz değişime hemen uyum sağlıyoruz da, olumlu olanlara direniyoruz milletçe.

Vergi yasalarından trafik kurallarına, sigara yasağından işkence yasağına dek kanunlar çıkarabilen ama uygulayamayan bir toplumuz. Yasaları değiştirebiliyoruz, ama üçüncü dünya anlayışını kıramıyoruz. Sonra hukuk devleti olmaktan söz ediyoruz. Kanunlarını uygulamaktan aciz bir devlet, kanunları daha adil hale getirmeyi becerebilir mi? Kanun devleti olamadan hukuk devleti olmak mümkün mü?

Hiç değilse bu kez farklı bir başlangıç olsun. Meclis'te geniş mutabakat bulan sigara yasağı kâğıt üzerinde kalmasın. Ben de Enis Safi'nin yerine daha çok gidebileyim. Bunu istemek çok mu?

Sigara yasağı kâğıt üzerinde kalmamalı
__________________

Sigarayı 7 günde bıraktıran mucize formül ''TEK UMUT''